Ankara'nın Tarihçesi: Antik Çağdan Cumhuriyete Uzanan Yolculuk
Görsel: Elelicht / Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0
Ankara'nın adının kaynağından Hititlere, Friglerden Osmanlı'ya uzanan zengin tarihini keşfedin. Antik çağlardan Cumhuriyet'e uzanan bu yolculukta başkentin izini sürün.
Ankara, Anadolu'nun kalbinde yer alan ve binlerce yıllık bir geçmişe sahip kadim bir şehirdir. Bugün Türkiye Cumhuriyeti'nin başkenti olan bu topraklar, tarih öncesi çağlardan itibaren pek çok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Şehrin bilinen tarihi, Tunç Çağı'ndaki Hatti uygarlığına kadar uzanır. Bu kadim geçmiş, Hititler, Frigler, Lidyalılar, Persler, Makedonyalılar, Galatlar, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı gibi birçok büyük uygarlığın izlerini taşır. Ankara'nın hikayesi, sadece bir şehrin değil, aynı zamanda Anadolu'nun da hikayesidir.
Adının Kaynağı ve İlk Çağlar
Ankara adının kökeni hakkındaki ilk bilgileri antik yazar Stephanos Byzantinos'tan öğreniyoruz. Yazara göre kenti kuran Galatlar, ilk adını Grekçe ANKYPA, Latince ANCYRA olarak belirlemişlerdir. ANKYPA, Grekçe'de gemi çapası anlamına gelir. Rivayete göre Galat askerleri, Pontos Kralı Mithradates'in yanında Mısır'daki Ptolemaioslar'a karşı savaşmış ve kazandıkları zaferin ardından kendilerine hediye edilen topraklara yerleşmişlerdir. Savaşta ele geçirilen gemi çapası da kurdukları kentteki Men Tapınağı'na adanmıştır.
Şehrin ilk kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte, çevrede yapılan araştırmalarda bulunan tarih öncesi izler, yerleşimin çok eskilere dayandığını gösterir. Buluntular, Ankara'da Hititlerin, Friglerin, Lidyalıların ve Galatların yaşadığını ortaya koymaktadır. Ankara'nın doğusunda, Çorum'daki Boğazköy (Hattuşa) kazılarında elde edilen ipuçları, Hitit eserlerinde sıkça geçen Ankuwa'nın bugünkü Ankara olabileceğini düşündürmektedir. Hititlerden sonra bölgeye Frigler hakim olmuş ve eski çağ kaynaklarındaki bir efsaneye göre Ankara'yı büyük Frig kralı Midas kurmuştur. Ulus'ta yapılan kazılar, Friglerin burada yaşadığına dair kesin kanıtlar sunmuştur. Frig devletinin yıkılmasının ardından Ankara, Lidyalıların eline geçmiş, ancak bu hakimiyet Pers kralı Kyros'un Anadolu'yu zapt etmesiyle sona ermiştir. İki asır sonra Büyük İskender, Anadolu'daki Pers hakimiyetine son vermiştir.
Roma ve Bizans Döneminde Ankara
İmparator Augustos'un Ankara'yı kesin olarak almasıyla birlikte şehir, bir eyalet olarak büyük bir gelişme göstermiştir. Bu dönemde mabetler, pazaryerleri, yollar ve suyolları inşa edilmiştir. Ankara, 334-1073 yılları arasında Bizans İmparatorluğu'nun hakimiyetinde kalmış ve bu süre zarfında Hıristiyanlığın Anadolu'daki önemli merkezlerinden biri olmuştur. Yedinci yüzyıldaki Sasani akınlarının ardından Araplar şehri bir süre ellerinde tutmuşlardır.
Helenistik dönemde Galat boylarından Tektosag'ların başkenti olan Ankara, Roma döneminde taşra örgütünün merkezi, Bizans döneminde ise imparatorların konakladığı önemli bir kent olmuştur. Şehrin kaderi, 1071 yılında Selçuklu Sultanı Alpaslan'ın Bizans ordularını mağlup ettiği Malazgirt Meydan Muharebesi ile değişmiştir. Bu zaferin ardından Ankara, Türklerin eline geçmiştir. Ankara Kalesi'nin askeri önemi ve Ege limanlarından Mezopotamya'ya uzanan ticaret yolları üzerinde bulunması, şehrin stratejik değerini artırmıştır.
Selçuklu ve Osmanlı Hakimiyeti
Ankara'nın en parlak devirlerinden biri, Alâaddin Keykubat zamanında yaşanmıştır. Bu dönemde şehir askeri bakımdan tahkim edilmiş, cami ve medreselerle imar edilmiştir. Ancak Selçuklu sultanı II. Gıyaseddin Keyhüsrev zamanında şehir Moğol istilasına uğramış ve sultan, Ankara Kalesi'ne sığınmak zorunda kalmıştır. Moğol saldırıları sonucunda Selçuklu devleti zayıflamış, Ankara bir süre İlhanlıların ve ardından Eretna oğullarının yönetimine girmiştir. 1354 yılında Orhan Gazi'nin oğlu Süleyman Paşa, şehri Osmanlı topraklarına katmıştır.
Ankara Savaşı'nın ardından şehrin kaderi yeniden değişmiş, Timur'un ayrılmasıyla Yıldırım Beyazıt'ın oğlu Mehmet Çelebi padişahlığını ilan ederek Ankara'yı almıştır. Kanuni Sultan Süleyman devrinde kurulan Anadolu eyalet örgütünde Ankara, eyalet merkezlerinden biri olmuştur. On yedinci yüzyılın başlarında Celali Ayaklanması sırasında isyancıların eline geçen şehir, II. Mahmut'a isyan eden Mısır valisi Mehmet Ali Paşa'nın kısa süreli hakimiyetinin ardından tekrar Osmanlı yönetimine girmiş ve bir daha istilaya uğramadan Osmanlı vilayeti olarak kalmıştır.
Cumhuriyete Giden Yol
Balkan Savaşı'nın ardından Rumeli vilayetlerinin kaybedilmesi, batıdaki Türk sınırlarını İstanbul'a çok yaklaştırmıştı. Bu durum, İstanbul Boğazı'nın ele geçirilmesini kolaylaştırmış ve Milli Mücadele'nin merkezi olarak Ankara'nın önemini artırmıştır. Ankara, bu süreçte milli mücadelenin karargahı olmuş ve 13 Ekim 1923'ten itibaren resmi olarak Türkiye Cumhuriyeti'nin başkenti ilan edilmiştir.
Coğrafya ve Doğal Güzellikler
Ankara ili, Türkiye'nin coğrafi merkezine yakın bir konumda yer alır. Batı Karadeniz Bölgesi'nde kalan kuzey kesimleri hariç, büyük bölümü İç Anadolu Bölgesi'ndedir. İl, doğuda Kırıkkale, kuzeydoğuda Çankırı, kuzeybatıda Bolu, batıda Eskişehir, güneyde Konya, güneydoğuda Kırşehir ve Aksaray ile komşudur. Sakarya ve Kızılırmak nehirlerinin tam ortasına kurulan ilin yüzölçümü 25.632 km²'dir. Tamamı Türkiye sınırları içinde yer alan en büyük nehir olan Kızılırmak ilin doğusunu, Sakarya Nehri ise batısını sular. İlin güneyinde ise ülkenin en büyük ikinci gölü olan Tuz Gölü bulunur.
Ankara'nın iklimi, güney ve orta bölümlerde karasal iklimin soğuk ve kar yağışlı kışları ile sıcak ve kurak yazları şeklinde görülürken, kuzeyde Karadeniz ikliminin ılıman ve yağışlı halleri etkilidir. İlin en yüksek noktası 2015 metre yüksekliğindeki Elmadağ'dır. Ankara'nın ormanlık bölgelerinde ayı, yaban domuzu, geyik gibi hayvanlar yaşarken, bozkır bölgelerde atmaca, şahin ve kartal gibi yırtıcı kuşlara rastlanır. İlin adıyla anılan Ankara kedisi, keçisi, tavşanı ve Ankara takla güvercini, şehrin simgesi haline gelmiş ve dünyanın birçok ülkesinde tanıtımına katkıda bulunmuştur.
Antik çağlardan Cumhuriyet'e uzanan bu zengin tarih, Ankara'yı sadece bir başkent değil, aynı zamanda Anadolu'nun binlerce yıllık hafızasının canlı bir tanığı haline getirmektedir. Hititlerin izlerinden Osmanlı'nın mirasına, her dönemden izler taşıyan bu kadim şehir, geçmişiyle geleceğe ışık tutmaya devam etmektedir.
Kaynak: ankara.ktb.gov.tr, tr.wikipedia.org, tr.wikipedia.org
Görsel: Elelicht, Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0
THA - TürkAta Haber Ajansı