İçeriğe geç
  • Dolar 49,5313 ▲ %0,11
  • Euro 55,6747 ▼ %0,08
  • Sterlin 65,8350 ▼ %0,08
  • Gram Altın 6.642,56 ▲ %0,11
  • Çeyrek Altın 10.763,18 • %0,00
  • Gümüş 91,48 ▲ %0,11
  • Bitcoin 4.071.603 ▲ %0,85
  • BIST 100 12.070,17 ▼ %0,40

Ankara Rehber

Ankara Üniversitesi Müzeleri: Bilim ve Tarih Dolu Bir Rota

Görsel: Dosseman / Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0

Ankara Üniversitesi bünyesindeki oyuncak, gözlemevi ve ziraat müzeleri, kentin bilim ve kültür hayatına eşsiz bir pencere açıyor.

Ankara denince akla ilk olarak devlet daireleri ve siyaset gelse de, başkent aynı zamanda köklü bir üniversite kenti. 1946 yılında kurulan Ankara Üniversitesi, Cumhuriyet döneminin ilk üniversitesi olma özelliğini taşıyor. Bu köklü kurumun bünyesinde, ziyaretçilerini geçmişe götüren, bilimin farklı dallarına ışık tutan birbirinden özel müzeler bulunuyor. Oyuncaktan tarıma, astronomiden eğitim tarihine uzanan bu müzeler, hem Ankara sakinleri hem de şehri ziyaret edenler için keyifli bir rota oluşturuyor. İşte Ankara Üniversitesi'nin kapılarını aralayan bu müzelerin hikâyesi.

Ankara Oyuncak Müzesi: Çocukluğun İzinde

Türkiye'nin ilk oyuncak müzesi olma unvanını taşıyan Ankara Oyuncak Müzesi, 20 Nisan 1990'da eğitim bilimci Prof. Dr. Bekir Onur'un öncülüğünde kapılarını açtı. Müzenin kuruluş amacı, hızla değişen toplumda kaybolma tehlikesiyle karşı karşıya kalan oyuncakları korumak ve gelecek kuşaklara aktarmak. Bu yönüyle müze, yalnızca bir sergi alanı değil, aynı zamanda kültürel bir hafıza deposu.

Ankara Üniversitesi Tandoğan Yerleşkesi'nde yer alan müze, envanterine kayıtlı 5000'e yakın oyuncakla ziyaretçilerini karşılıyor. Koleksiyonun temelini, Prof. Dr. Bekir Onur'un Anadolu'daki oyun ve oyuncaklar üzerine yaptığı araştırmalar sırasında topladığı parçalar oluşturuyor. Sergilenen 1200 parça, 1840'lardan günümüze uzanan bir yelpazede, geleneksel Türk oyuncaklarından Alman yapımı örneklere kadar geniş bir çeşitlilik sunuyor. Müzedeki en eski oyuncak grubu ise 1870 yılına tarihlenen bir pazar yeri figür seti.

Müzede oyuncaklar dört ana grupta toplanıyor. Geleneksel oyuncaklar arasında uçurtma, sapan, çember, topaç ve bez bebek gibi el yapımı parçalar yer alıyor. Fabrikasyon oyuncaklar ise tahta, teneke, kâğıt, plastik ve bebek-yumuşak oyuncak olarak alt gruplara ayrılıyor. Bu grupta 1933 tarihli en eski Türk teneke oyuncaklarından, 1938 yapımı ilk fabrikasyon tahta Türk oyuncağına ve 1960'lı yıllara ait Türk oyuncak bebek sanayii örneklerine rastlamak mümkün. Yabancı oyuncaklar, kişisel veya ticari amaçlarla yurt dışından getirilmiş parçalardan oluşurken, antik oyuncaklar bölümünde ise Türkiye'deki arkeoloji müzelerinde sergilenen bazı antik oyuncakların kopyaları görülebiliyor. Müze, 26 Ekim 2023 tarihinde sergilerini dijital ortama da aktardı; böylece oyuncaklar artık sanal olarak da gezilebiliyor.

Gökyüzüne Açılan Kapı: Ankara Üniversitesi Gözlemevi

Ankara'nın Gölbaşı ilçesine bağlı Ahlatlıbel mevkiinde, şehir ışıklarından uzak bir tepede kurulan Ankara Üniversitesi Gözlemevi, 1959 yılında astrofizikçi Prof. Dr. Egbert Adriaan Kreiken tarafından hayata geçirildi. Gözlemevinin kuruluşu, 1954 yılında Ankara'da gözlemsel astronomiyi başlatma kararıyla başladı. Şehir merkezinin ışık kirliliği nedeniyle, gözlemevi için yılda yaklaşık 300 açık gözlem gecesine sahip Ahlatlıbel bölgesi seçildi. Proje hazırlıkları 1955'te başladı ve 1959'da 1 merkez bina ile 3 gözlem binasının temeli atıldı. Gözlemevi, 26 Ağustos 1963'te uluslararası bir astronomi toplantısıyla resmi olarak açıldı.

Gözlemevinde bugün 4'ü sabit olmak üzere 9 optik teleskop ve 1 radyo teleskop bulunuyor. Bunların en büyüğü, 800 mm açıklığıyla T80 Prof. Dr. Berahitdin Albayrak Teleskobu. Gözlemevinin kurucusunun adını taşıyan T40 Kreiken Teleskobu ise 406 mm açıklığıyla çift yıldız ve değişen yıldızların fotoelektrik ışık ölçümlerinde kullanılıyor. T35 Müyesseroğlu ve T30 Maksutov teleskopları da benzer gözlemler için hizmet veriyor. 150 mm açıklığındaki T15 Coude teleskobu ise özellikle Güneş lekelerini gözlemlemek için kullanılıyor. Ayrıca popüler ve eğitsel etkinlikler için 3 adet Meade LX200 8 ve bir adet Meade ETX125 5 teleskop da bulunuyor.

Gözlemevi bünyesinde ayrıca, eski gözlem araçlarının sergilendiği Rasathane Müzesi ve gece gözlem gruplarının konaklayabildiği Gözlemci Konutları yer alıyor. Bu yönüyle gözlemevi, hem bilimsel araştırmalara ev sahipliği yapıyor hem de astronomi meraklılarına kapılarını açıyor.

Tarımın Hafızası: Ziraat Fakültesi Müzesi

Ankara'nın Altındağ ilçesinde bulunan Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Müzesi, Türkiye'deki tarım eğitiminin tarihine ışık tutuyor. Müzenin açılmasına 2005 yılında kurulan bir komisyonla karar verildi ve iki yıllık hazırlık sürecinin ardından 2007'de ziyarete açıldı. Zemin katta iki kapalı salon, üst katta ise 10 oda ve 1 koridordan oluşan müzede, tarım eğitiminde geçmişten günümüze kullanılmış özgün ders araç ve gereçleri, deney aletleri, böcek örnekleri ve tarım araç gereçleri kronolojik bir düzenle sergileniyor.

Müzede ayrıca, fakültenin açılış törenine ait fotoğraflar ve belgeler, öğrenci işleri arşivleri ve çeşitli kaynaklardan derlenen yazışmalar da yer alıyor. Envanter, fakültede görev yapmış eski akademisyenlerin ve toplumun farklı kesimlerinin bağışlarıyla oluşmuş. Müze, tarım biliminin gelişimini gözler önüne sererken, aynı zamanda bir dönemin eğitim anlayışını da yansıtıyor.

Üniversitenin Köklü Geçmişi

Bu müzelerin tamamı, 1946 yılında kurulan Ankara Üniversitesi'nin zengin tarihinin bir parçası. Üniversitenin temelleri, 1925'te açılan Hukuk Mektebi'ne kadar uzanıyor. Ardından 1933'te Yüksek Ziraat Enstitüsü, 1935'te Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi ve 1936'da Ankara'ya taşınan Siyasal Bilgiler Okulu ile kurum büyüdü. 1946'da resmi olarak kurulan üniversite, zamanla bünyesine İlahiyat, Eczacılık, Diş Hekimliği, Eğitim Bilimleri, İletişim, Mühendislik ve Sağlık Bilimleri gibi birçok fakülteyi kattı. Üniversitenin sembolü olan Güneş Kursu ise 1935 yılında Hamit Zübeyr Koşay ve Remzi Oğuz Arık tarafından bulunan Hitit dönemine ait bir eserden geliyor. Bu sembol, ilk kez Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi tarafından benimsenmiş, daha sonra üniversitenin genel sembolü haline gelmiş.

Ankara Üniversitesi'nin müzeleri, kentin kültürel dokusuna önemli katkılar sağlıyor. Oyuncak müzesi çocukluğun masumiyetini hatırlatırken, gözlemevi evrenin derinliklerine yolculuk imkânı sunuyor; ziraat müzesi ise tarımın ve eğitimin dönüşümünü gözler önüne seriyor. Bu rotayı izleyerek, başkentin bilim ve tarih dolu yüzünü keşfedebilirsiniz.

Kaynak: tr.wikipedia.org, tr.wikipedia.org, tr.wikipedia.org, tr.wikipedia.org
Görsel: Dosseman, Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0

THA - TürkAta Haber Ajansı

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…