İçeriğe geç
  • Dolar 49,3979 ▲ %0,03
  • Euro 55,6494 ▼ %0,18
  • Sterlin 65,3956 ▼ %0,16
  • Gram Altın 6.644,78 ▲ %1,51
  • Çeyrek Altın 10.816,51 ▲ %1,07
  • Gümüş 96,37 ▲ %2,79
  • Bitcoin 4.085.363 ▲ %0,28
  • BIST 100 12.265,98 ▲ %0,43

Gündem

Erdoğan'ın adaylığına dair DEM Partili Cengiz Çandar'dan açıklama

DEM Parti Milletvekili Cengiz Çandar, Erdoğan'ın yeniden adaylığına ilişkin "Eşit vatandaşlık sözü verirse, o zaman duruma bakılır" dedi.

DEM Parti Milletvekili Cengiz Çandar, Erdoğan'ın yeniden adaylığı için DEM Parti oylarına ihtiyaç duyacağı bir senaryoda DEM Parti'nin tavrının ne olacağı sorusuna, eşit vatandaşlık ve ana dilde eğitimin önünü açan bir anayasa sözü vermesi halinde "duruma bakılabileceğini" söyledi.

Çandar, "Ana dilde eğitimin önünü tıkayan engelleri kaldıran bir anayasa değişikliği sözü verirse dediğim gibi 42. ve 66. maddeler o zaman bakılır duruma" dedi.

Çandar, süreç, yeni anayasa tartışmaları ve Erdoğan'ın adaylığı tartışmalarına ilişkin Rudaw'a açıklamalarda bulundu.

Sürecin toplumsal açıdan güvenilir bir nitelik kazanmadığını ifade eden Çandar, Selahattin Demirtaş'ın durumuna değindi ve "Bunların en başında bu süreçten bağımsız olarak şu anda hapishanede bulunmamaları gereken ve en başta da Selahattin Demirtaş ismi geliyor. Selahattin Demirtaş özgür olarak topluma girmedikçe bu sürecin devlet yönünden bakıldığında olumlu bir sona doğru gideceği konusunda kuşkular devam ediyor" dedi.

Öcalan'ın konumuna dair konuşan Çandar, Bahçeli'nin bu konudaki son açıklamalarını da hatırlatarak "Onun (Öcalan'ın statüsü ve konumu) somutlaşması lazım" dedi.

"Erdoğan'ın bir kez daha cumhurbaşkanı adayı olması tartışılıyor. Bunun Parlamentoda bir oylama gerekiyor. Böyle bir konu gündeme geldiğinde DEM Parti Erdoğan'ı destekleyecek mi?" sorusuna ise Erdoğan'ın adaylık için DEM Parti oylarına ihtiyaç duyması hâlinde şartlar dahilinde "duruma bakılacağını" ifade etti ve şunları söyledi:

"Yeni anayasada bizim için, DEM Parti için 42. ve 66. maddeler, vatandaşlık tanımı, Kürtleri tamamıyla dışlayan ve Kürtlerin eşit vatandaşlığını yok eden bir anlamda vatandaşlık tanımı ve Kürtçeye ana dilde eğitim yani Kürtçe yazması gerekmiyor. Ana dilde eğitimin önünü tıkayan engelleri kaldıran bir anayasa değişikliği sözü verirse dediğim gibi 42. ve 66. maddeler o zaman bakılır duruma"

Çandar'ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

"Bunların en başında bu süreçten bağımsız olarak şu anda hapishanede bulunmamaları gereken ve en başta da Selahattin Demirtaş ismi geliyor. Selahattin Demirtaş özgür olarak topluma girmedikçe bu sürecin devlet yönünden bakıldığında olumlu bir sona doğru gideceği konusunda kuşkular devam ediyor.

Bir diğeri de kayımlar. En başta da Mardin'de seçilmiş belediye başkanı Ahmet Türk ve ona benzer diğer belediye başkanların bunca zaman geçmiş olmasına rağmen ve en önemlisi Devlet Bahçeli -ki iktidar ortağı sayılıyor bugün ve bir anlamda da bu sürecin güvencesi, emniyet sübabı gibi- defalarca Ahmet Türk ile görüşüyor.

Ahmetler göreve diyor. Hem Ahmet Türk için hem İstanbul'daki şu anda yeni partide sanıyorum. Ahmet Özer için. Selahattin Demirtaş'ın adını birkaç kere zikretti. Tahliyesinde hayır vardır dedi. Milliyetçi Hareket Partisi'nin hukuk beyni sayılan milletvekili Fethi Yıldız, bunun ne şekilde uygulanabileceğinin hukuki yollarını da tarif etti. Ama işte şu anda Ekim ayı Türkiye Büyük Millet Meclisi yeni çalışma dönemine başladı.

Henüz bütün bu halktaki Amed halkı açısından ama genel olarak bütün Türkiye toplumu açısından da söyleyebilirim güvensizlik duygusunu dağıtacak çok elle tutulur görüntüler elle değil. Ama şunu söyleyeyim bir yanlış anlamaya da meydan vermek istemem. Süreç var. Ağır da olsa, isteneniz de olmasa da yürüyor. Ve öyle gözüküyor ki, yürüyecek.

DEM PARTİNİN KONUMU

Bence çok doğru bir tespit değil. Eleştiri ise de haklı bir eleştiri değil. DEM Parti İmralı ile devlet arasında bir aracı, temas unsuru değil. Çünkü İmralı yani Abdullah Öcalan devletle yüz yüze görüşüyor, sürekli görüşüyor. Hatta yakınlarda Mustafa Karasu'nun yaptığı açıklamalara göre Kandil'de bulunan feshedilmiş olan PKK yönetimi ki şimdi zaten hareket yönetimi imzasını kullanıyor.

Onlar da kendilerinin devletle yüz yüze görüştüklerini, görüşmeye devam ettiklerini ve hatta Abdullah Öcalan'la da yüz yüze görüştüklerini söylüyor. Şimdi dolayısıyla devletle Öcalan, İmralı arasında DEM Parti'ye doğrudan bir ihtiyaç yok.

Ama şu tabi yasal alanda bulunan parlamentonun da üçüncü büyük partisi olarak DEM Parti İmralı heyeti üzerinden İmralı'ya giden ki bir tanesi Meclis Başkan Vekili. Pervin Buldan, Mithat Sancar ki her ikisi de eski eş genel başkanları. Halkların Demokratik Partisi'nin ve avukat Özgür Erol. Gidiyorlar geliyorlar ve arada bir de Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'la AK Parti yöneticileriyle Milliyetçi Hareket Partisi Özgür Özel'le diğer partilerle de görüşüyorlar. Ama bu bir aracılık görüşmesi değil.

Dem Parti'nin esas fonksiyonu Türkiye'deki Kürt temsilini ifade eden esas olarak Kürt sorununa taraf olan Kürt halkının siyasi temsilcisi profili DEM Parti üzerinde olduğu için bu konunun topluma anlatılması, toplumsallaştırılması konusunda DEM Parti başrolü oynamak durumunda ve oynayacak da zaten.

ÖCALAN'IN STATÜSÜ

Onun somutlaşması lazım. Yani Devlet Bahçeli gayet tutarlı bir şekilde ve ısrarla Abdullah Öcalan'ın bir sıfatla yani bir statüyle rol alması gerekliliğin altını sürekli olarak çiziyor. Bugün yine konuştu. Yine bunu söyledi. Şimdi bazı bilgilere göre Abdullah Öcalan'ın yakın bir gelecekte bu barış ve siyasallaşma komisyonu olarak kendisinin öyle tanımladığı bir alt komisyonun başında bu koordinasyon işinde rol alması bekleniyor.

Başka türlü olmaz çünkü şuradan anlamamız gerekiyor. Niye başka türlü olmaz? Şimdi siz PKK'nın kendini gerçekten tümüyle feshedip silahları terk ettiği ve silahlı mücadele vermeyeceğini, ki bunu kendisi de PKK daha dün önceki gün bu hareket yönetimi süreç açıklaması diye bir belgeyle ifade etti, kendi sözleri şeyin bu yönetimin "Türk devleti artık Türkiye için hiçbir biçimde silahlı tehdit durumundan söz edilemez.

Türkiye'ye karşı silahlı mücadele sonlandırma ve demokratik siyasal mücadele stratejimizin gerekleri tümüyle yerine getirilmiştir" diyor PKK. Şimdi ama bunun siyasallaşmaya doğru yol alabilmesi, Abdullah Öcalan'ın 27 Şubat 2025 tarihindeki o ünlü açıklamasının gerçekleşmesi için ve en önemlisi çerçeve yasanın hükümlerine uygulanabilmesi için bir yasanın yürürlüğe girmesi gerekiyor.

Yasanın yürürlüğe girmesi demek için bir ya da A diyelim; eski PKK'li öyle diyelim eski PKK gerillaların Türkiye'ye dönebilecek durumda olanlarının Türkiye'ye dönmesi PKK ile ilgili hükümler nedeniyle cezaevinde bulunup bu yasadan yararlanabilecek olanların serbest kalması var.

ERDOĞANIN ADAYLIĞI VE YENİ ANAYASA: DURUMA BAKILIR

Erdoğan'ın bir kez daha cumhurbaşkanı adayı olması tartışılıyor. Bunun Parlamentoda bir oylama gerekiyor. Böyle bir konu gündeme geldiğinde DEM Parti Erdoğan'ı destekleyecek mi? sorusuna Çanmdar şöyle yanıt verdi:

"Yani hiç o noktaya geldiği zaman iki şeyin cevabını bulmamız lazım. Bir, Erdoğan aritmetik olarak Dem Parti'ye ihtiyaç duyacak mı? Duymayacaksa sorun yok. O zaman zaten o aritmetikle seçim kararı alınabilir. Ama seçilmesi için Kürt oyuna ihtiyaç duyacak.

Yine Dem Parti'ye ihtiyacı var demektir. Aritmetik için de DEM Parti'ye ihtiyaç duyar, seçim için de DEM Parti'ye ihtiyaç duyarsa, Erdoğan'ın en kuvvetle vurguladığı meclise açış konuşmasına bir hafta önce de iki şey çok ön plana çıktı konuşmasına. Bir süreç, "terörist Türkiye" diyor bundan dönüş yok, çok önemsiyor. İki, yeni anayasa diyor.

Yeni anayasada bizim için, DEM Parti için 42. ve 66. maddeler, vatandaşlık tanımı, Kürtleri tamamıyla dışlayan ve Kürtlerin eşit vatandaşlığını yok eden bir anlamda vatandaşlık tanımı ve Kürtçeye ana dilde eğitim yani Kürtçe yazması gerekmiyor. Ana dilde eğitimin önünü tıkayan engelleri kaldıran bir anayasa değişikliği sözü verirse dediğim gibi 42. ve 66. maddeler o zaman bakılır duruma"

Kaynak: Kronos42

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…