İçeriğe geç
  • Dolar 49,5300 ▲ %0,11
  • Euro 55,6446 ▼ %0,05
  • Sterlin 65,8344 ▲ %0,02
  • Gram Altın 6.646,78 ▲ %0,18
  • Çeyrek Altın 10.763,18 • %0,00
  • Gümüş 92,05 ▲ %0,74
  • Bitcoin 4.062.507 ▲ %1,26
  • BIST 100 12.070,17 ▼ %0,40

STK

Ankara'dan Halk TV'ye kayyım tepkisi: Basın özgürlüğü anayasal güvence altında

Medya Dayanışma Grubu, Halk TV'ye kayyım atanmasının anayasanın 29 ve 30. maddelerine aykırı olduğunu savundu. Açıklamada, gazetecilerin duruşma takibinin engellenmesinin demokrasiye zarar verdiği ifade edildi.

Cumha'nın haberine göre, Medya Dayanışma Grubu Halk TV’ye kayyım atanması ve kanalın yayınlarının durdurulmasına yönelik yazılı bir açıklama yayımladı. Grup, söz konusu müdahalenin sadece bir medya kuruluşunun yönetimini sınırlamakla kalmayıp gazetecilerin çalışma özgürlüğünü ve toplumun haber alma hakkını da etkilediğini belirtti.

Sahiplik yapısı ya da şirket ilişkileriyle ilgili iddiaların şeffaf ve adil bir soruşturma süreciyle ele alınması gerektiğini vurgulayan grup, bir haber kuruluşunun editoryal bağımsızlığının, soruşturmanın kendisinden ayrı bir konu olduğuna dikkat çekti.

Açıklamada, basın özgürlüğünün anayasal güvence altına alındığına vurgu yapılarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 29’uncu ve 30’uncu maddelerine atıfta bulunuldu. Haber, düşünce ve kanaatlerin serbestçe yayımlanması için mevcut uygulamalardan kaçınılması gerektiği belirtildi ve Halk TV’ye yönelik müdahalenin hukuki dayanağı ile anayasal güvenliklerle olan ilişkisinin kamuoyuna açıklanması gerektiği ifade edildi.

Uluslararası insancıl hukuk kapsamında gazetecilerin korunmasına ilişkin hükümler hatırlatıldı; Cenevre Sözleşmeleri Ek I No’lu Protokol’ün 79’uncu maddesinin çatışma bölgelerinde gazetecileri sivil olarak kabul ettiği anımsatıldı.

Grup, TELE1’e kayyım atanmasının ardından aynı kişinin Halk TV için de görevlendirilmesinin kayyım uygulamasının medya kuruluşlarında tekrarlanabileceğine dair kaygıları artırdığını belirtti. Açıklamada, Halk TV’ye yönelik müdahalenin Ekrem İmamoğlu’nun savunmasının başladığı gün gerçekleşmesi nedeniyle kamuoyunun yargı sürecinden haberdar edilmesi açısından soru işaretleri doğurduğu ifade edildi.

Bir soruyla devam eden metinde, “Henüz basılmamış bir kitabın yasaklanmasının ardından, savunmanın ve duruşmada yaşananların haberleştirilmesi de mi engellenmek isteniyor?” denilerek gazetecilerin duruşmaları takip etmesinin ve gelişmeleri kamuoyuna aktarmasının demokratik toplumun temel gereklerinden olduğuna vurgu yapıldı.

Açıklamada gazetecilerin gördüğü baskılar da eleştirildi; tutuklamalar, elektronik kelepçeyle ev hapsi ve haberler ile sosyal medya hesaplarındaki erişimin engellenmesi gibi uygulamaların meslek mensuplarını ve toplumun bilgiye erişim hakkını etkilediği kaydedildi.

Medya Dayanışma Grubu, halkın bilgilenme hakkının demokrasinin sağlıklı işlemesi için hayati önem taşıdığını belirtirken, bu hakkın medya kuruluşlarının bağımsızlığı ve gazetecilerin güvenli çalışmasıyla güvence altına alınabileceğini kaydetti.

Kapağın sonunda grup, Halk TV çalışanlarıyla dayanışma içinde olduklarını belirtti ve kayyım uygulamasına son verilmesini, kanalın yayın özgürlüğünün güvence altına alınmasını ve iddiaların editoryal bağımsızlığı bozmayacak hukuki süreçlerle ele alınmasını talep etti.

Ayrıca kamuoyuna basın özgürlüğünü, çoğulcu medyayı ve halkın haber alma hakkını savunma çağrısı yapılarak, basına müdahalelerin toplumun gerçeklere erişimini daralttığı ifade edildi.

Etkinliğe dair açıklamaya Basın Konseyi, Çağdaş Gazeteciler Derneği, Diplomasi Muhabirleri Derneği, DİSK Basın-İş, Ekonomi Muhabirleri Derneği, Haber-Sen, Gazeteciler Cemiyeti, İzmir Gazeteciler Cemiyeti, Parlamento Muhabirleri Derneği, Türkiye Foto Muhabirleri Derneği ile Türkiye Gazeteciler Sendikası katıldı.

TürkAta Haber Ajansı

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…