Meta'nın iş ilanı algoritması cinsiyete göre ayrımcılık yapıyor: Hollanda'dan emsal karar
Hollanda İnsan Hakları Enstitüsü, Meta'nın iş ilanlarını cinsiyete göre ayrıştırarak gösterdiğine hükmetti. Hukukçu Bannor, kararın Avrupa'da büyük bir teknoloji şirketine eşit muamele yasaları kapsamında verilen ilk ceza olduğunu belirtti.
Diriliş Postası'nın haberine göre, Bureau Clara Wichmann’ın hukukçusu Berty Bannor, Avrupa’da ayrımcılık başlıklı dosyanın 11. bölümünde AA muhabirinin sorularını yanıtladı; Meta’nın iş ilanı algoritmasına karşı yürütülen hukuki süreci, kalıp yargıların nasıl pekiştiğini ve diğer teknoloji platformlarındaki riskleri değerlendirdi.
Bannor, İngiltere merkezli insan hakları kuruluşu Global Witness’ın birkaç yıl önce Facebook’un iş ilanı sistemi üzerinde yaptığı araştırmayı hatırlattı; ilanların kullanıcılar tarafından cinsiyete göre seçici biçimde gösterildiğini ortaya koyduğunu söyledi.
Araştırmada Indeed’de yer alan gerçek ilanların, cinsiyete yönelik tarafsız görseller ve ifadelerle ücret karşılığında Facebook’ta yayımlandığına işaret eden Bannor, sonuçların ilanların cinsiyete göre ayrıştırılarak gösterildiğini gösterdiğini vurguladı.
Kalıp yargılara göre erkeklere elektrikçi ve tamirci gibi işlerin, kadınlara ise bakım ve eğitim mesleklerinin daha çok gösterildiğini belirten Bannor, bunun iş ilanı sisteminin algoritmasında açık bir cinsiyet unsuru olduğuna işaret etti.
Aynı araştırmanın Hollanda ve Fransa’da da yapıldığını söyleyen Bannor, benzer sonuçlar elde edildiğini ifade etti; bunun bazı grupların ilgi ve hedeflerine uygun işlerden dışlanmasına yol açtığına dikkat çekti.
Bannor, bu uygulamanın iş piyasasındaki eşitsizliği pekiştirdiğini ve kadınlarla erkekler arasındaki fırsat eşitliğini engellediğini kaydetti.
Araştırma sonuçlarının ardından Hollanda’da ve Fransa’da ulusal veri koruma otoriteleri ile eşit muamele denetleyici kurumlara şikayette bulunduklarını anlatan Bannor, Hollanda’da bu kurumun Hollanda İnsan Hakları Enstitüsü olduğunu belirtti.
Enstitünün 2025 yılında aldığı kararda Hollanda Anayasası ve Genel Eşit Muamele Yasası uyarınca cinsiyete dayalı ayrımcılık bulunduğuna hükmedildiğini ve istihdama eşit erişim açısından da ayrımcılık tespit edildiğini, GDPR kapsamında veri işlemenin adil olması gerektiğinin hatırlatıldığını ifade etti.
Kararın “emsal niteliğinde” olduğunu ifade eden Bannor, Avrupa’da büyük bir teknoloji şirketinin devletin eşit muamele yasaları kapsamında hesap vermesinin ilk örneği olduğunu söyledi; bir eşitlik denetleyici kurumun özen yükümlülüğünü teyit ettiğini belirtti.
“Algoritma, insanları profile göre kalıplara sokuyor” başlıklı bölümde yaşı da incelenen Bannor, bazı yaş gruplarına diğerlerinden daha fazla ilan gösterildiğini belirtti; Hollanda İnsan Hakları Enstitüsü’nün yaşa dayalı ayrımcılık tespit etmediğini kaydetti.
Duruşmada Meta’nın algoritmanın yaş, ilgi alanları, konum ve cinsiyet gibi verileri kullandığını ve kullanıcı profiline dayanan bu verilerin hangi ilanları kime gösterileceğini belirlediğini kabul ettiğini aktaran Bannor, bu yaklaşımın adil olabileceğini düşünmekle birlikte bazı kullanıcıların sadece profillerine göre kalıplara sokulmasına yol açabileceğini ifade etti.
Bannor, din, ırk veya etnik köken konularına ilişkin açıklama yapılmadığını, ancak bu unsurların da etkili olabileceğinden şüphelendiklerini ifade etti; araştırmada yalnızca cinsiyet ve yaş etkisinin görüldüğünü belirtti.
Hollanda’da algoritmaların göçmen kökeni, cinsiyet ve ırk gibi verileri kullandığına dair pek çok örnek bulunduğunu söyleyen Bannor, çocuk bakım yardımı skandalını hatırlattı; o durumda kullanılan algoritmanın dolandırıcılık ihtimalini belirlemek için göçmen kökeni, sosyoekonomik ve aile durumunu kullandığının ortaya çıktığını aktardı.
Konum verisinin de dolaylı ayrımcılığa yol açabileceğine dikkati çeken Bannor, belirli sosyoekonomik grupların belli mahallelerde yoğunlaştığını, bu bölgelerde yaşayanlara daha çok pratik meslek ilanlarının gösterilebileceğini söyledi.
Global Witness’ın araştırmasına ABD’de konut ilanları skandalının ardından başlandığını ifade eden Bannor, orada da bazı ilanların bazı demografik gruplara daha fazla gösterildiğini, ırk, din, cinsiyet, aile durumu ve engellilik gibi unsurların da bu süreçte etkili olduğunu belirtti.
Bannor, sosyal medya platformlarının kullanıcıların çevrimiçi davranışlarını hem hangi içeriği hem de hangi reklamları göreceklerini belirlemek için kullandıklarını ifade etti; ilan verenlerin tıklama ihtimali yüksek olan kullanıcılara ulaşmayı amaçladıklarını dile getirdi.
ABD’deki sivil haklar kurumlarının uzlaşma kapsamında Facebook’un konut, istihdam ve kredi ilanlarında yaş, cinsiyet ve posta koduna göre hedeflemeyi engellediğini; ancak bu değişikliğin önce ABD’de, sonra Kanada’da ve AB’de uygulanmaya başladığını kaydetti.
Hollanda İnsan Hakları Enstitüsü daha önce Meta İrlanda’nın ayrımcı etkisi olan reklam algoritması kullandığına ve Hollandalı kullanıcılarına karşı özen yükümlülüğünü yerine getirmediğine hükmetmişti; Meta ise süreç boyunca Hollanda’nın yargı yetkisinin olmadığını savunmuştu.
Fransa’da da Defenseur des Droits, 2025 sonunda Meta’nın algoritmalarının hukuka aykırı şekilde ayrımcılık yaptığını kararlaştırmış ve şirkete sorunu gidermek için üç ay süre tanımıştı.
TürkAta Haber Ajansı