İçeriğe geç
  • Dolar 49,3995 ▲ %0,03
  • Euro 55,1381 ▼ %0,37
  • Sterlin 65,1644 ▼ %0,52
  • Gram Altın 6.503,49 ▼ %1,56
  • Çeyrek Altın 10.638,21 ▼ %1,39
  • Gümüş 88,43 ▼ %5,90
  • Bitcoin 4.028.158 ▼ %1,63
  • BIST 100 12.118,29 ▼ %1,08

Kültür-Sanat

Yedikule Kapısı Bizans ve Osmanlı izlerini bir arada taşıyor: Üzerinde Sultan 3. Ahmed'in onarım kitabesi var

İstanbul kara surlarının Marmara Denizi'ne yaklaştığı güney bölümündeki Yedikule Kapısı, Bizans döneminden Osmanlı'ya uzanan geçmişi ve geçirdiği onarımlarla kentin değişiminin izlerini taşıyor. Anadolu Ajansı'nın "Şehrin Tarihine Açılan Kapılar" dosyasının dokuzuncu bölümünde, Yedikule Hisarı'nın yakınındaki, Altın Kapı'nın kuzeyinde yer alan kapı ele alındı. İstanbul Medeniyet Üniversitesi'nden Prof. Dr. Kadir Pektaş, kapının bugün yalnızca ana sura açılan kemerinin ayakta olduğunu söyledi.

Kapı nerede, nasıl bir yapı?

Yedikule Kapısı, surların 11 ve 12 numaralı kuleleri arasında bulunuyor. Çift sıra tuğladan örülmüş sivri kemeriyle dikkat çeken kapının günümüze ulaşan mimarisinde Osmanlı döneminin izleri öne çıkıyor. Kapının üzerinde Sultan 3. Ahmed dönemine ait bir onarım kitabesi var. Yalnızca ana sur hattındaki geçiş bölümü ayakta; surların ön bölümündeki ikinci geçiş günümüze ulaşmadı.

Hangi dönemlerde onarıldı?

Kapı ve yakınındaki surlar Sultan 3. Ahmed dönemindeki müdahalelerin ardından Sultan 3. Osman devrinde de onarıldı. Pektaş'a göre surların devamında 3. Ahmed ve 3. Osman'a ait iki ayrı kitabe daha bulunuyor ve bunlar 18. yüzyılın ortalarına doğru kapının ve çevredeki surların önemli bir onarım geçirdiğini gösteriyor. Pektaş, bu ardı ardına onarımların büyük olasılıkla Yedikule Zindanları'na ulaşımla ilgili olduğunu söyledi.

Pektaş kapı hakkında ne dedi?

Pektaş, kapının Bizans döneminde savunma, Osmanlı döneminde hem savunma hem güvenlik amacıyla kullanıldığını belirtti. "Kapının bugün sadece ana, büyük surlara açılan bölümü, kemeri mevcut. Ön sur kısmı günümüze ulaşamamış" dedi. 19. yüzyıl fotoğraflarından ikinci bir kemerli kapının varlığının tahmin edilebildiğini, arkeolojik araştırmaların bunun Bizans'tan, hatta Geç Bizans'tan kaldığı yönünde olduğunu aktardı. Sivri kemerin iki sıra tuğlayla örülmüş olmasının tamamen Osmanlı özelliği taşıdığını ekledi. Kapının şehir tarafında yakın döneme kadar figürlü bir kabartma bulunduğunu, bunun bugün yerinde olmadığını da söyledi.

Kaynak: AA

Kaynak: Dirilispostasi

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…